Hayırlara vesile olması temennisiyle, “Haydi Bismillah” diyerek ilk köşe yazıma başlamak istiyorum.
Öncelikle Rabbimden beni utandırmamasını niyaz ediyor, bu köşede sizlerle buluşma imkanı sağlayan
Şehir Medya yönetici ve çalışanlarına çok teşekkür ediyorum.
Dün milli iradenin tecelli ettiği, hiçbir ayrımcılık yapılmadan devletle milletin buluştuğu bir ortamda
Cumhuriyetimizin 92.Yıldönümünü kutlamak nasip oldu. Bizlere bugünleri gösteren Rabbime şükürler
olsun.
Ama unutmayalım ki demokrasi tarihimizde ilklere şahit olduğumuz bu sürecin devam edebilmesi,
maddi ve manevi bir çok alanda elde edilen kazanımların kalıcı olabilmesi, 1 Kasım Pazar günü
oylarımıza sahip çıkmaktan geçiyor.
Farklı siyasi görüşlere sahip olsak da, hepimiz geçmişte ortak sıkıntılar yaşadık. İnanç özgürlüklerinin
kısıtlandığı, kızlarımızın, kadınlarımızın başörtüsünün yasaklanarak okuma haklarının, kariyer
planlarının ellerinden alındığı, gözyaşlarının akıtıldığı zor zamanlardan geçtik.
Verilen haklı mücadelenin, o günlerde edilen duaların sonucu olarak şükürler olsun ki artık ülkemiz
normalleşme sürecine girdi. Başörtüsü sorunun çözülmesi ile kızlarımız, kadınlarımız üniversitede
okuma, kamu kurumlarında çalışma hakkına kavuştu. Siyasette fırsat eşitliği tanınarak bugüne kadar
seçme hakkına sahip olanlar seçilme hakkını da elde etti.
“Allah rızası için yapılan” tüm bu hizmetlerin, siyasi bir yatırım olduğunu düşünürsek haksızlık etmiş
oluruz. Oyumuzu kullanırken unutmayalım ki bütün bunların gerçekleşmesini sağlayanlar, sadece
kendi siyasi görüşündeki insanların değil, aynı sıkıntıları yaşayan tüm insanların derdine derman
olmuştur.
Hafıza-ı beşer nisyan ile maluldur. Her ne kadar hak ve özgürlükler anlamında bir çok kazanımlar elde
edilmiş olsa da, gelecekte aynı sıkıntıları yaşamak istemiyorsak, yıllarca vesayetçi yapıların
dayatmalarıyla mağdur olduğumuzu unutmayalım ve unutturmayalım. Zira küçümsenmeyecek kadar
büyük bir kesim eski günlerin özlemini çekmekte, en ufak bir zayıflığımızda müdahale etmek için fırsat
kollamaktadır.
Yeni Türkiye’nin inşa sürecinin devam etmesi, tüm bu hizmet ve kazanımların kalıcı olması,
başörtüsüyle meclise giren Merve Kavakçı nezdinde tüm başörtülü kadınlarımız ve kızlarımız için
söylenen “ bu kadına haddini bildirin ” nidalarını yeniden duyulmaması için oyumuza sahip çıkmalıyız.
Bilge Lider Aliya Izzetbegoviç vefatından birkaç gün önce kendisini ziyarete gelen dönemin başbakanı,
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a Bosna’yı emanet etmiştir.
Unutmayalım ki Bosna bize emanet, Filistin bize emanet, Arakan bize emanet, nerede zulüm gören bir
Müslüman kardeşimiz varsa bize emanet.
Aziz milletimiz takdir eder ki çok önemli bir tarihe şahitlik ediyoruz. Hak ile batılın mücadelesinde
hakkın yanında olmalı ve bize emanet edilenlere sahip çıkabilmek için önce oyumuza sahip
çıkmalıyız…
Unutmayalım ki,
Ne feda edilecek bir nesil,
Ne de vazgeçilecek bir hedef var.