Miladi takvime göre 2016 yılına girerken geride bıraktığımız 2015 yılı, Türkiye ve dünya gündemi açısından çok yoğun geçti. İki genel seçim geçiren ülkemiz, komşu ülkelerin yaşadığı sıkıntıların yanı sıra içimizdeki ihanet odaklarıyla, hainlerle de mücadele etmek zorunda kaldı.
Ne acıdır ki bu yılda İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı dinmedi. Milyonlarca insan ülkelerini terk etmek zorunda kaldı. Türkiye her daim olduğu gibi zalimlerin karşısında zulme dur diyerek, zor durumda olan kardeşlerimizin yanında ve yardımcısı olmaya devam etti.
Acısıyla, tatlısıyla, sevinciyle, üzüntüsüyle, günahıyla, sevabıyla göz açıp kapayıncaya kadar bir yıl daha yaşandı ve bitti. Yeni yılın gelişiyle eski yıl avuçlarımızın içinden kayıp gitti. En kıymetli hazinemiz ömür sermayemizden bir yılı daha tükettik. Biten yıla eski yıl derken aslında eskiyen bizler olduk. Geçen bir yıla dönüp muhasebesini yaptığımızda; kaybedenlerden mi yoksa kazananlardan mı olduk, kendimiz için, ailemiz için, vatanımız milletimiz için, Müslümanlar için, en önemlisi Rabbimiz için neler yaptık, görevlerimizi yerine getirebildik mi? Dünyamızı değiştirebilmek için adımlar atabildik mi, kötülere dur deyip iyilere sahip çıkabildik mi? Yoksa her yıl olduğu gibi barış, huzur, başarı mutluluk dileklerimiz sözde yada yazılarda kalmaktan öteye geçemedi mi ? Tüm bu sorulara olumlu cevaplar verebiliyorsak, yeni bir yıla kazançlı giriyoruz demektir.
Cenab-ı Allah Asr Sûresinde “Asra (zamana) yemin ederim insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip iyi ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır.” buyuruyor.
Önümüzde koca bir yıl, uzun bir ömür olduğunu düşünebiliriz ama yarına çıkmaya garantimiz olmayan bu hayatta takvimden kopan her yaprakla birlikte ömrümüzden de bir gün daha eksilmekte. Ne zaman biteceğini bilmediğimiz en kıymetli hazinemiz, ömrümüz her an tükenmekte. Hem fani dünyamızı, hem de ebedi dünyamızı kazanabilmek için, çok kıymetli olan her günü, her anı iyi değerlendirmek, güzel hizmetlerle verimli kılmak lazım.
Hazreti Mevlana ne güzel söylemiş:
Akıp giden zaman içinde bir kafesteyim…
Her türlü amelde çok ahesteyim…
Kabrim beni bekliyorken dünyalık hevesteyim…
Uyandır artık ya Rab!
Belki son nefesteyim…
İnşallah Rabbim yeni yılla birlikte ömrümüzün kalan kısmını geçen kısmından hayırlı eylesin.