Bir önceki köşe yazımda, Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından düzenlenen panelde Bursa Valiliği Aile ve Sosyal Politikalar Kadın Hizmetlerinden Sorumlu İl Müdürlüğü’nün kadınlara yönelik koruyucu ve önleyici hizmetlerinden bahsetmiştim. Tüm bu hizmetler, bireysel ve toplumsal anlamda bir bilincin oluşmasına, kadına yönelik şiddetin azalmasına ve kadınların insan hakları mücadelesine büyük bir katkı sağlasa da her zaman pratikte uygulanamayabiliyor. Ne yazık ki kadına şiddet, güncelliğini koruyan toplumsal bir sorun olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
Şiddetin önlemediği ve kadının daha fazla zarar görmeden koruma altına alınması gereken durumlarda, Krize Müdahale Hizmetleri koruyucu ve önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasına yönelik destek sağlamakta.
Krize müdahale hizmetleri kapsamında; Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) 7 gün 24 saat esasına göre çalışıyor. Merkezin amacı şiddetin önlenmesi ile koruyucu önleyici tedbirlerin etkin olarak uygulanmasıdır. Şiddete uğramış ya da şiddete uğrama riski bulunan kadınların başvurabileceği bu merkezde danışmanlık, rehberlik ve yönlendirme hizmetleri ile ihtiyaç duydukları konularda güçlendirici ve destekleyici hizmetler verilmekte.
İstasyon görevi gören İlk Kabul Biriminde, ŞÖNİM’e başvuran kadınlar ve beraberindeki çocukların geçici kabulleri ve ilk gözlemleri yapılarak, tıbbi kontrol ve tedavileri sağlanıp, psiko-sosyal ve ekonomik durumları da incelenmektedir. Kadınlar iki haftaya kadar bu birimde kalabilirler.
Sonrasında şiddet mağduru kadınlar varsa çocuklarıyla birlikte ihtiyaçları karşılanana dek yatılı olarak kalabilecekleri Kadın Konukevlerine yerleştirilmektedir. Geçici olarak barınma ihtiyaçlarının karşılandığı bu kurumda, kadınlara psikolojik ve sosyolojik destek sağlanmakta, hukuksal ve danışmanlık hizmeti verilerek gerekirse barolardan da destek alınmaktadır. İş ve meslek edindirmeye yönelik çalışmaların yanı sıra konukevinde kalan kadınlara harçlıkta veriliyor. Konukevinden ayrıldıktan sonra kendi evini tutmak isteyenlere bu konuda da destek olunuyor.
Şiddete maruz kalan, can güvenliğinden endişe eden kadınlar, sığınabilecekleri güvenli bir yaşam alanı bulamam endişesiyle, kendilerine şiddet uygulayan kişiyi terk edememenin çaresizliğini yaşıyor. Bu mağduriyeti yaşayan birçok kadın kimden nasıl yardım alacakları konusunda ve risk altındayken başvurabilecekleri kurum ve kuruluşların verdikleri hizmetler hakkında yeterli bilgiye sahip değiller. Onun içindir ki her fırsat bulduğumuzda bu hizmetlerle ilgili kadınlarımızı bilgilendirmek ve yönlendirmek, yaralanma ve ölümle sonuçlanabilecek birçok menfur saldırının önlenmesinde rol oynayacaktır.
Kadına uygulanan şiddet bir insan hakları ihlalidir. En önemlisi de kul hakkına girmektir. Şiddeti kime karşı işlenmiş olursa olsun lanetleyen bir dinin mensupları olarak hayattaki en büyük günahlardan birinin de kul hakkına girmek olduğunu bilmekteyiz. Allahü teâlâ tövbe ettiği taktirde insanların işledikleri günahları affederken, kul hakkını hak sahibi affetmedikçe affetmeyeceğini bildirmiştir. Tüm bunları bilerek kul hakkına girenler için insan haklarını da ihlal etmek çok zor olmayacaktır. İşin özü kul hakkını gözetmek, insan hakkını gözetmektir. İnsan hakları kapsamında, kadınların insan haklarının korunması için yapılan tüm bu çalışmalar çok büyük bir önem arz etse de, kul hakkını gözetmediğimiz sürece insan hakları mücadelesi tek kanatlı bir kuş gibi hedefine ulaşamayacak, her zaman bir tarafı eksik kalacaktır.